Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Karadeniz Teknik Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tıbbi Mikrobiyoloji, Türkiye
Tez Danışmanı: Kılıç, A.O.
Tezin Onay Tarihi: 2001
Tezin Dili: Türkçe
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Bu çalışmada KTÜ, Farabi Hastanesinde poliklinik ve yatan
hastaların çeşitli klinik örneklerinden iki ay boyunca izole edilen 133
ampisilin dirençli Enterobacteriaceae
familyası üyelerinde TEM ve SHV tipi β-laktamaz enzimleri kodlayan plazmidlerin
moleküler epidemiolojisi araştırıldı.
Ampisilin dirençli 133 suşun 26’sında (% 19.54) ve bu
suşların transkonjugantlarında genişlemiş-spektrumlu β-laktamazlar tespit
edildi. Konjugasyon deneylerinde 9 E. coli ve Klebsiella spp. ve 2 E.
aerogenes’in, 6.7 ile 93.1
kb arasındaki GSBL kodlayan plazmidlerini E.
coli K-12 J53-2 laboratuar suşuna 10-4 ile 10-8 frekans
arasında transfer ettiği belirlendi.
β-laktamlar dışında aminoglikozid, tetrasiklin ve
trimetoprim/sülfometaksazol gibi antibiyotiklere dirençli transkonjugantların
hücre lizatlarına uygulanan blaTEM
ve blaSHV-spesifik PCR
sonuçlarına göre % 30 SHV, % 55 TEM ve SHV ve % 15 ne TEM ne de SHV-türevi gen
tespit edildi. Sadece TEM türevi gene
rastlanmadı.
GSBL kodlayan plazmid DNA’larının EcoRI restriksiyon analizi ve blaTEM
ve blaSHV problarıyla
yapılan Southern hibridizasyon sonuçlarına göre A, B, C, D ve E olmak üzere 5
grup epidemik plazmid, F, G, H, I, J, K ve L olmak üzere 7 grup nonepidemik
plazmid grubu belirlendi. PCR
reaksiyonları ile uyumlu olarak blaTEM
ve blaSHV probları aynı
plazmid gruplarında aynı restriksiyon fragmanlarına hibridize oldular.
Bu çalışmadaki epidemik plazmidler hastanemizin farklı
ünitelerindeki farklı hastaların enfeksiyon etkenlerinden izole edildiklerinden
dolayı, hastanemizdeki enterik bakteriler arasında hem TEM ve SHV genlerine
sahip konjugatif plazmid epidemileri olduğu sonucuna varıldı.
GSBL’li suşların hastadan hastaya bulaşmasına aracılık eden
personelin ellerinin temizliğinde daha hassas olması ve GSBL üreten çoklu ilaç
dirençli bakterilerin takibi için yurt çapında moleküler epidemiolojik
çalışmaların arttırılması gerektiği kanısına varıldı. Daha da önemlisi, bu
problemin kontrol altında tutulması acilen ülke çapında gereksiz antibiyotik
kullanımının engellenmesine ihtiyaç göstermektedir.