Demiyelinizan hastalıklar ve limbik ensefalit hastalarında otoantikor pozitifliğinin araştırılması


Dr. Öğr. Üyesi HİKMET KIZTANIR

Tez Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Nur Aydınlı

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Amaç: Merkezi sinir sistemi (MSS) semptom ve bulguları ile başvurmuş olan demiyelinizan hastalık ve limbik ensefalit (LE) hastalarında retrospektif olarak elde edilmiş paraneoplastik panel ile değerlendirilen otoantikorların varlığı araştırıldı. Gereç ve Yöntem: Kliniğimize 1.1.2011-31.12.2014 yılları arasında başvuran demiyelinizan hastalık ve LE tanısı alan 39 hastanın başvuru şikayetleri, nörolojik muayeneleri, otoantikor varlığı, aldıkları tedaviler, elektroensefalografi, radyolojik incelemeler ve beyin omurilik sıvısı (BOS) bulguları retrospektif olarak değerlendirildi. Demiyelinizan hastalık tanısı alan hastalar ise kendi içinde multiple skleroz (MS), guillain barre sendromu (GBS), akut dissemine ensefalomyelit (ADEM), transvers myelit (TM) gruplandırılarak incelendi. Otoimmün antikorlar, İstanbul Tıp Fakültesi İmmünoloji laboratuvarında immünfloresan yöntemi ile çalışıldı ve ELİSA yöntemi ile doğrulaması yapıldı. Tüm otoantikor değerleri pozitif ve negatif olarak ayrı ayrı kaydedildi. Otoantikor pozitif olan hastaların sıklığı ve aldıkları tedaviler belirlendi. Tedaviye yanıtı Modifiye Rankin Skalası (MRSK) ile değerlendirildi. İstatistiksel analiz için Statistical Package for Social Sciences (SPSS) paket programı 15,0 versiyonu kullanıldı. Sonuçlar %95 güven aralığında, anlamlılık p<0.05 düzeyinde kabul edilerek değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamıza alınan 39 hastanın 17’si (%43,6) erkek ve 22’si (%56,4) kız idi. Ortalama yaş 9.59±4.95 olarak saptandı. Hastalıklar bazında değerlendirdiğimizde 14 hasta MS, 8 hasta GBS, 5 hasta ADEM, 4 hasta TM, 8 hasta LE tanısı almıştı. Çalışmamızda 39 hastanın 7 sinde (%18) antikor pozitif saptandı. N-metil D-aspartat reseptör antikoru (NMDAR) beş vakada pozitif (5/30) bulundu. Bunlardan biri MS (1/14) dört tanesi LE (4/8) idi. AMPA-1, AMPA-2, CASPR-2 (VGKC), anti- LGI-1 (VGKC), GABAR B1 antikorları 30 vakada araştırıldı ve hepsinde negatif olarak saptandı. Hu, Yo, Ri, PNMA2/Ta, CV2.1, amfifizin antikorları 31 vakada araştırıldı. İki vaka da MS olmak üzere Yo (1/14) ve PNMA/TA (1/14) antikoru pozitif saptandı, diğer antikorların negatif olduğu görüldü. Antikor negatif olan 32 olgunun 6’sında (%19) 2 afazi, 8’inde (%25) nöbet, 4’nde (%12,5) kan basıncı değişiklikleri, 10’nda (%31) taşikardi/bradikardi saptandı. Antikor pozitif olan 7 olgunun 3’nde (%43) afazi, 3’nde (%43) nöbet, 2’sinde (%29) kan basıncı değişiklikleri, 2’sinde (%29) taşikardi/bradikardi saptanmdı. Çalışmamızda 23 hastaya lomber ponksiyon (LP) yapıldı. LP yapılan 18 santral demiyelinizan sendrom ve LE hastalarının BOS total protein ortalamsı 43.6 mg/dl, BOS glukoz ortalaması 69 mg/dl olarak saptandı. BOS kültürleri LP yapılan tüm hastaların BOS kültürü steril saptandı. Antikor pozitif olan hastaların kranial manyetik rezonans görüntülemesinin (MRG) %85’inde tutulum ve elektroensefalografi (EEG) bulgusu %75 olarak saptanmıştır. Tüm hastalara immünoterapi uygulandı. Sadece steroid 13 (%33) vakaya, sadece intravenöz immunoglobulin (IVIG) 15 (%38) vakaya, steroid ve IVIG 9 (%23) vakaya, steroid ve/veya IVIG sonrası plasma exchange (PE) 6 (%15) vakaya uygulandı. Antikor pozitif olan 7 vakadan sadece steroid 3 (%43) vakaya, sadece IVIG 2 (%29) vakaya, steroid ve IVIG 1 (%14) vakaya, steroid ve/veya IVIG sonrası PE 1 (%14) vakaya uygulandı. Antikor negatif olanlara da aynı tedaviler uygulandıktan sonra tedavi yanıtları MRSK’ye göre kıyaslandı. Antikor pozitif olanlar MRSK 4’ den 2.57’ye antikor negatif olanlar 3.72’den 2.22’ye düşüş gösterdi. Sonuç: Antikor pozitif ve negatif gruplar arasında klinik, BOS, radyolojik bulgular ve tedaviye yanıt prognozu açısından fark saptanmamıştır. Demiyelinizan ve LE hastalarında tanımlanan antikorlar tanıda yardımcı olsa da, klinik ve prognozu belirlememde yardımı dokunabilecek yeni hedeflerin araştırılması gereklidir.