Abdülbâkî Ârif Efendi ve Siyer-i Nebî'si


Arş. Gör. Dr. SÜLEYMAN NURİ YAĞCI

Tez Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, İslam Tarihi ve Sanatları Bölümü, Türkiye

Tez Danışmanı: Mehmet Şamil Baş

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Özet:

Hz. Peygamber’in mü’minlere örnek teşkil eden hayatını sonraki nesillere aktarma noktasında siyer yazıcılığının büyük rolü olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Hz. Peygamber henüz hayatta iken etrafındaki sahabiler tarafından unutulmaması ve sonraki nesillere en doğru şekliyle aktarılması için kaleme alınmaya başlayan siyer türü eserler, İslamiyeti kabul eden toplumların çeşitli katkılarıyla günümüze kadar ulaşmıştır. Bu çalışmada; Türklerin İslamiyeti kabul etmeleri ile beraber dinî hayatlarını şekillendirmelerinde etkili olan siyer kültürü ve yazıcılığının, Klasik Türk Edebiyatı sahasına bakan yönü ile, özellikle bu dönemde kaleme alınmış olan mensur siyer örnekleri tespit edilmeye çalışılmış, tespit edilen eserler hakkında tanıtıcı bilgiler verilmiştir. Ardından bu dönemde güzide eseri Siyer-i Nebî’yi kaleme almaya başlayan Abdülbâki Ârif Efendi ile onun vefatından sonra yarım kalan eserin günümüze ulaşmasında büyük emekleri olan damadı Abdürrahim Fâiz Efendi’nin hayatları ve bugüne hediye etmiş oldukları eser üzerine yoğunlaşılmıştır. 17. yüzyıl Osmanlı âlim, hattat ve şairlerinden olan, çeşitli müderrislik ve kadılık görevlerinden sonra bir süre Anadolu ve Rumeli kazaskerlikleri görevini de îfâ eden Abdülbâkî Ârif Efendi yaşamış olduğu dönemin önemli şahsiyetlerindendir. Kaleme almış olduğu pek çok eserin yanında, yazmaya başladığı fakat ömrü vefâ etmediği için tamamlayamadığı siyerinin zamanla dağılan müsveddelerini dönemin vezir-i azamı Damat İbrahim Paşa’nın emri ile Ârif Efendi’nin damadı ve aynı zamanda öğrencisi olan Fâiz Efendi toparlayarak temize çekmiştir. Döneminde çok beğenilen ve takdir gören, kullanmış olduğu sanatlı dili ve anlatım tarzı bakımından Veysî mahlaslı Üveys bin Muhammed Alaşehirî tarafından kaleme alınan ve bilinen ilk Türkçe telif mensur siyer hüviyeti taşıyan “Dürretü’t-Tâc fî Sîreti Sâhibi’l-Mi’râc” adlı esere benzetilen Siyer-i Nebî; Klasik Türk Edebiyatı’nda ender rastlanan telif mensur siyerlerden olması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışmada; Fâiz Efendi’nin, Ârif Efendi’nin müsveddelerinden yararlanarak oluşturmuş olduğu ilk nüsha tahlil ve yorum metodu ile nüshalar arasından tespit edilmiştir. Tespit edilen nüsha belirli usûllerle seçilen dört farklı nüsha ile karşılaştırılarak edisyon kritiğe tâbî tutulmuş, ardından eser transkripsiyon harfleri ile günümüz Türkçesine aktarılmıştır. Ortaya çıkan metin üzerinde dil, üslup ve muhteva araştırması yapılarak çalışmamızda sunulmuştur. Üzerinde çalışılan nüshaların derkenarları da aynı şekilde edisyon kritik yöntemi kullanılarak transkripsiyon harflerine aktarılmış ve asıl metinden sonra okuyucuya sunulmuştur. Ayrıca araştırmacılar ve okuyucuların metinden daha kolay istifade edebilmeleri için tezimizin son kısmına Siyer-i Nebî’nin alfabetik sözlük çalışması eklenmiştir. 

Anahtar Kelimeler: Siyer, Siyer-i Nebî, Mensur Siyerler, Abdülbâkî Arif Efendi, Abdürrahim Fâiz Efendi