Milli Mücadele Dönemi'nde Yumuşak Güç İnşası: Kültürel Kodlar ve Semboller
5. Türkiye Sosyal Bilimler Sempozyumu: Bildiri Özetleri Kitabı, Ankara, Türkiye, 25 Ağustos 2025, ss.109-112, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Doi Numarası: 10.55709/okuokutyayinlari.82
- Basıldığı Şehir: Ankara
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Sayfa Sayıları: ss.109-112
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu çalışma, İslam Felsefesi tarihinin oryantalist literatürde sıkça maruz kaldığı özgünlük tartışmalarını ve bununla bağlantılı olarak bir tür tahkir ve töhmet dilini eleştirel bir çerçevede ele almaktadır. Ayrıca bu ithamları çürütebilmenin ilmî usûlünün, birincil ve ikincil kaynakların birlikte ve doğrudan analiz edilmesi gerektiği tezini savunmaktadır. İslam düşüncesinde metin geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan şerh-haşiye türü metinler, sadece bir yorum geleneği değil, aynı zamanda düşüncenin Horasan, Kahire, Şam, Endülüs, Bağdat, Semerkand, Necef, İstanbul, Erzurum, Kastamonu gibi farklı mekanlardaki dolaşımını yeni bağlamlarda yeniden üretilişini ve farklı ilmi muhitlerde nasıl tahkim edildiğini gösteren önemli birer kanıttır. Bu bağlamda, İbn Sînâ’nın Ḳaṣîdetü’l-Ayniyye (ve bazı nüshalarda Ḳaṣîdetü’r-Rûh, Ḳaṣîdetü’l-Verâkiye, Ḳaṣîdetü’n-Nefsiyye, Rûhâniyye gibi isimlerle kaydedilen) eseri, hem içerik hem de şerh-haşiye literatürü açısından örnek bir metin olarak ele alınmaktadır. Çalışmada, kaside üzerine yazılı olan mevcut yazmaları farklı kütüphane kataloglarından tespit edilerek, her bir yazmanın ve müellifin bilgileri karşılaştırmalı şekilde izah edilmiştir. Böylece metnin zamansal ve mekânsal dolaşımı sistematik olarak izlenebilmiştir. Araştırmanın yöntemi, şerh ve haşiye geleneğinin İslam Felsefesinin sürekliliğindeki rolünü göstermek amacıyla sistematik literatür analizi yaklaşımına dayandırılmaktadır. Bu yöntem, birincil yazma kaynaklarını hem içerik düzeyinde hem de metin tenkidi perspektifiyle incelerken, aynı zamanda modern ikincil literatürdeki tartışmaları da kapsamlı biçimde ele almaktadır. Bu sayede, ḳaṣîdetü’l-‘ayniyye’nin şerh ve haşiye geleneği içinde nasıl yer bulduğu, bu metinlerin hangi coğrafyalarda istinsah edildiği, kimler tarafından şerh ve haşiye edildiği sorularına cevap aranmıştır. İslam Felsefesinin özgünlüğüne dair ithamlara karşı bu metinlerin bizzat konuşturulması yoluyla güçlü bir akademik zemin oluşturulmuştur. Böylece, metinlerin yüzyıllar boyunca devam ettirdikleri ilmi miras ve bunların düşünce dünyasında nasıl bir süreklilik sağladığı gösterilmeye çalışılmıştır.