PSİKO-GASTRONOMİ BAĞLAMINDA HARMONİ VE MATEMATİKSEL ORANLAR


Çörekli Ç.

Sürdürülebilirlik, teknolojiye kültür ekseninde turizm araştırmaları, Prof. Dr. İrfan YAZICIOĞLU Doç. Dr. Yener OĞAN Doç. Dr. Özgür YAYLA Doç. Dr. Alper IŞIN Arş. Gör. Eren YALÇIN, Editör, Çizgi Kitapevi, Konya, ss.119-124, 2025

  • Yayın Türü: Kitapta Bölüm / Araştırma Kitabı
  • Basım Tarihi: 2025
  • Yayınevi: Çizgi Kitapevi
  • Basıldığı Şehir: Konya
  • Sayfa Sayıları: ss.119-124
  • Editörler: Prof. Dr. İrfan YAZICIOĞLU Doç. Dr. Yener OĞAN Doç. Dr. Özgür YAYLA Doç. Dr. Alper IŞIN Arş. Gör. Eren YALÇIN, Editör
  • Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Tat algısı çoğunlukla kimyasal bileşenler, aroma profilleri ve duyusal girdiler üzerinden ele alınır. Oysa, yeme deneyimi yalnızca tat alma duyusuna indirgenemeyecek kadar çok katmanlıdır. Yemek ve beslenme, çağdaş literatürde biyolojik bir gereksinimin ötesinde; kültürel, politik, psikolojik ve bilişsel boyutlarıyla çok katmanlı ele alınmaktadır (Dihdashti, 2025)Bu çok disiplinli yaklaşım, tat algısının da salt fizyolojik değil, algısal ve bilişsel olarak yapılandırılmış bir deneyim olduğunu ortaya koymaktadır. Gastronomide lezzetin yalnızca biyokimyasal tat alma süreçleriyle açıklanamayacağını, aksine görsel biçim, simetri, renk, müzik, mekânsal düzen ve estetik tasarım gibi çoklu duyusal uyaranların etkileşimiyle oluşan bütüncül bir algısal deneyim olduğunu ve bu çerçevede gastronomi, sanat, tasarım ve bilimle kesişen yaratıcı endüstrilerin bir parçası olarak ele alınmakta; tat algısının estetik ve duyusal tasarım yoluyla yönlendirilebilen bilişsel bir süreç olduğu ortaya koymaktadır (Jelinčić, 2025). Psiko-gastronomitat algısının yalnızca dil ve burun sinyallerinden değil, görme, işitme, dokunma, bellek ve duygulanım gibi bilişsel süreçlerden kaynaklandığını kabul eden ve beş duyunun etkileşiminin lezzet algısını ve beklentiyi şekillendirdiğini gösteren ve duyusal uyaranların beyin üzerindeki etkilerini araştıran çok disiplinli bir alan olup bu çok katmanlı deneyimi ele alırken, yiyeceğin biçimini yalnızca estetik bir unsur değil, algısal ve bilişsel bir düzenleyici olarak görürNörogastronomi, lezzet algısının sinirsel ve biyolojik mekanizmalarına odaklanırken (Shepherd, 2013)psiko-gastronomi, bu algının bilişsel, duygusal, estetik ve kültürel boyutlarını ele alır. Bu bağlamda nörogastronomipsiko-gastronominin fizyolojik temelini oluştururken, psikogastronomilezzetin insan zihninde nasıl anlamlandırıldığını inceleyen daha geniş bir çerçeve sunarÖrneğin, yuvarlak ve simetrik formların tatlılık ve hoşluk algısını güçlendirdiğini, köşeli ve keskin biçimlerin ise daha sert ve yoğun tatlarla ilişkilendirildiğini; müzikal ritim, ton ve harmoni gibi işitsel unsurların da tat değerlendirmelerini anlamlı biçimde etkilediğini göstermektedir (Morton, 2009), (Gruia, 2018), (Bertan, 2020). Bu bağlamda “harmoni” kavramı hem matematiksel hem de psikolojik düzeyde merkezi bir konuma sahiptir. Harmoni, yalnızca oranların uyumu değil; algının dengelenmesi, beklentinin düzenlenmesi ve anlamın yapılandırılması sürecidir. Bu kitap bölümü, tat algısının yalnızca biyolojik değil; geometrik biçim, matematiksel oran ve estetik harmoni aracılığıyla bilişsel ve psikolojik olarak yapılandığını kuramsal düzeyde ortaya koymayı amaçlamaktadır.