Uluslararası Deneyimler Çerçevesinde Türkiye’de Bakım Sigortasının Kurumsal Tasarımı


Creative Commons License

Karataş Z.

Teknik Rapor, ss.1-24, 2026

  • Yayın Türü: Diğer Yayınlar / Teknik Rapor
  • Basım Tarihi: 2026
  • Sayfa Sayıları: ss.1-24
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Türkiye, doğurganlık hızındaki düşüşler ve ortalama yaşam süresinin uzamasıyla hızla demografik dönüşüm evresine girmiştir; 2024 yılı itibarıyla yaşlı nüfus oranı %10.6 seviyesine ulaşmıştır. Bu yapısal değişim, yaşlılık, kronik hastalık ve engellilik gibi riskler nedeniyle uzun dönemli bakıma muhtaç birey sayısını artırmakta ve aileler ile mevcut sosyal yardım bütçeleri üzerindeki mali yükü sürdürülemez kılmaktadır. Türkiye’de, bakım ihtiyacını prim ödeyerek hak edilen zorunlu bir sosyal sigorta kolu olarak ele alan bir güvence mekanizması bulunmamaktadır; mevcut destekler (evde bakım yardımı gibi) gelir testine dayalı, dar kapsamlı sosyal yardımlardan ibarettir.

Bu analiz, bakıma muhtaçlık riskine karşı toplumsal dayanışma esasına dayalı, hak temelli ve zorunlu bir “Ulusal Bakım Sigortası” sisteminin kurulması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çalışma, bakım sigortasını, sağlık sigortasından ayrı ve sürekli bağımlılık durumuna odaklanan yeni bir sosyal güvenlik kolu olarak tanımlamaktadır. Dünya örnekleri arasında, primli sosyal sigortanın öncüsü Almanya ve karma finansman modelini uygulayan Japonya incelenmiştir.

Türkiye için önerilen model, bu uluslararası deneyimleri esas alarak, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bünyesinde ihdas edilmeli, zorunlu ve karma finansmanlı (işçi, işveren primi ve devlet katkısı) olmalıdır. Model, evde bakımın önceliği ilkesini benimseyerek, hak sahiplerine hem nakdi yardım (bakım ücreti) hem de profesyonel ayni hizmetler sunmalıdır. En kritik politika önerisi, bakım hizmeti veren informal aile bireyi bakıcıların sosyal güvencelerinin (emeklilik ve kaza sigortası) sistem tarafından karşılanarak kayıt dışılığın önlenmesi ve hizmet kalitesinin standardize edilmesidir. Sistemin uzun vadeli mali sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, emeklilerin de prim ödemesi ve SGK bünyesinde bir Bakım İhtiyat Fonu oluşturulması esastır. Bu model, demografik riskleri yönetme, sosyal adaleti sağlama ve tüm vatandaşlara insan onuruna yakışır bir yaşam güvencesi sunma hedefini taşımaktadır.