Troia 3rd International Conference on Social Sciences, Çanakkale, Türkiye, 27 - 28 Şubat 2026, ss.262-264, (Özet Bildiri)
Son yıllarda yapay zekâ alanında kaydedilen hızlı ilerlemeler, rasyonalitenin hesaplanabilir ve biçimsel süreçler aracılığıyla modellenebileceği yönündeki varsayımları yeniden güçlendirmiştir. Algoritmik karar verme sistemleri, optimizasyon temelli modeller ve veri odaklı yaklaşımlar, rasyonel davranışın formel kurallar ve hesaplama süreçleri üzerinden açıklanabileceği düşüncesini hem teorik hem de pratik düzeyde yeniden merkezî bir konuma taşımaktadır. Bu gelişmeler, rasyonalitenin doğası, kapsamı ve sınırları meselesini güncel bağlamda yeniden tartışmaya açmaktadır. Bu çalışma, hesaplama temelli rasyonalite anlayışının tarihsel arka planını Antik Yunan’dan itibaren izlemekte ve rasyonalitenin logos, ölçü ve oran kavramları üzerinden nasıl giderek biçimsel ve hesaplanabilir bir çerçeveye taşındığını ele almaktadır. Antik ve Ortaçağ düşüncesinde akıl, anlam, amaç ve değerle iç içe değerlendirilirken, Yeniçağ’la birlikte rasyonalite matematiksel kesinlik, kural temelli işlem ve hesaplama idealleri doğrultusunda yeniden tanımlanmıştır. Bu dönüşüm, modern bilim anlayışı, karar teorileri ve çağdaş hesaplamalı yaklaşımlar için belirleyici bir düşünsel zemin oluşturmuştur. Çalışma, yöntem olarak doküman analizi ve tarihsel–kavramsal felsefi çözümlemeye dayanmaktadır. Bu kapsamda, hesaplama temelli rasyonalite anlayışının oluşumunda etkili olan klasik ve modern metinler taranmakta; rasyonalitenin formelleştirilmesi süreci kavramsal süreklilikler ve kırılmalar üzerinden incelenmektedir. Bu analiz, hesaplanabilirliğin rasyonalite için hangi varsayımlar altında mümkün kılındığını ve hangi boyutları dışarıda bıraktığını açığa çıkarmayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda bilincin öznel yapısı, yönelimselliğin bağlama bağımlılığı, anlamın biçimsel işlemlere indirgenememesi ve özgür iradenin karar süreçlerindeki rolü, hesaplama temelli rasyonalite açısından problematik alanlar olarak ele alınmaktadır. Çalışma, insan rasyonalitesinin tümü söz konusu olduğunda bu yaklaşımın ne ölçüde kapsayıcı bir açıklama sunduğunu tartışmaya açmaktadır.
Recent advances in artificial intelligence have reinforced the assumption that rationality can be modeled through computable and formal processes. Algorithmic decision-making systems, optimization-based models, and data-driven approaches have brought the idea that rational behavior can be explained through formal rules and computational procedures back to a central position, both theoretically and practically. These developments reopen fundamental questions concerning the nature, scope, and limits of rationality in a contemporary context. This study traces the historical background of computational rationality back to Ancient Greek thought and examines how rationality, grounded in concepts such as logos, measure, and proportion, gradually evolved into a formal and calculable framework. While in Ancient and Medieval philosophy reason was considered in close relation to meaning, purpose, and value, with the rise of modern thought rationality came to be redefined in terms of mathematical certainty, rulebased operations, and computational ideals. This historical transformation has provided a decisive intellectual foundation for modern science, decision theories, and contemporary computational approaches. Methodologically, the study is based on document analysis and historical–conceptual philosophical inquiry. Within this framework, classical and modern texts that have played a significant role in shaping computational rationality are systematically examined, and the process of formalizing rationality is analyzed through conceptual continuities, transformations, and ruptures. This analysis aims to reveal under which assumptions rationality becomes computable and which dimensions are excluded in this process. In this context, the subjective structure of consciousness, the context-dependent nature of intentionality, the irreducibility of meaning to formal operations, and the role of free will in decision-making processes emerge as problematic domains for computational rationality. The study ultimately opens to discussion the extent to which this approach offers a comprehensive account when human rationality as a whole is taken into consideration.