Slander against Māriya bt. Shamʿūn and Reasons for the Differences in Narration in the Sunnī-Shīʿī Traditions


Creative Commons License

Erkocaaslan R.

Eskiyeni, vol.0, no.43, pp.11-26, 2021 (Refereed Journals of Other Institutions)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 0 Issue: 43
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.37697/eskiyeni.837675
  • Title of Journal : Eskiyeni
  • Page Numbers: pp.11-26

Abstract

After the Prophet Muḥammad started to invite people to Islam, he was subjected to many attacks. Not only the Prophet Muḥammad but the people who were close to him were also quite affected by those attacks. The attacks that the Prophet Muḥammad and his relatives were subjected to during the Mecca period generally occurred in the form of insults and physical attacks. During the Medina period, some groups that were enemies of the Prophet Muḥammad and Islam did not dare to attack Muslims physically and continued their attacks through adverse propaganda and slander. Although these groups, which were hostile to Islam and led by the hypocrites, had many attacks against the Prophet Muḥammad and Islam, the two incidents that directly targeted the Prophet Muḥammad’s family are quite different from the others. The first of these is the slander against ʿĀʾisha bt. Abī Bakr, known as the Incident of Ifk. Since some Muslims were also abuses of this slander, the incident grew considerably and as a result of this, it was examined in detail in the sources. The second attacks of the hypocrites on the Prophet Muḥammad’s privacy were carried out through Māriya bt. Shamʿūn. Since the adultery slander against Māriya bt. Shamʿūn is probably carried out in a narrower framework, it has not been studied sufficiently in the sources. No information is given in Sunnī sources about who initiated and spread this slander. Shīʿī sources are divided into two groups on this issue. While the first group recounted the event in a way similar to the narration in Sunnī sources, the other group presented narratives claiming that it was ʿĀʾisha bt. Abī Bakr who initiated the slander against Māriya bt. Shamʿūn. Therefore, it can be stated that the first point to be illuminated in the case of slander against Māriya bt. Shamʿūn is the way it occurred. It is also one of the issues that need to be answered why this event is examined through different narrations in Sunnī and Shīʿī sources. Therefore, in this study, it will be tried to find an answer to whether the narratives that convey the slander against Māriya bt. Shamʿūn have reached the present day accurately by considering these two basic problems.

As far as it can be determined, since there is no independent study or detailed explanation on the subject, this study will be the first to deal with the subject comprehensively. The main disadvantage of the study is that such an important issue will be dealt with for the first time with very limited information.

Despite these difficulties mentioned above, the study first tried to explain how the incident was handled in Sunnī sources. Later, some Sunnī sources that have been instrumental in reaching the narratives to the present day were revealed, and an isnād study was made based on the narration in a Muslim’s work named al-Jāmiʿ al-ṣaḥīḥ. As a result of this isnād study, it was concluded that the narration reached the present day through thiḳa narrators.

In the second part of the study, how the slander against Māriya bt. Shamʿūn is handled in Shīʿī sources was examined, and the reasons why the event was reported differently from Sunnī sources in some Shīʿī sources were explained. It was also revealed that it was impossible for the incident to take place in that way, and it was concluded that these narratives were fabricated to support the Shīʿī ideology.

Keywords: History of Islam, the Prophet Muḥammad, Māriya bt. Shamʿūn, Slander, Sunnī, Shīʿī.

Hz. Peygamber insanları İslâm’a davet etmeye başladıktan sonra pek çok saldırıya maruz kalmıştır. Bu saldırılardan sadece Hz. Peygamber değil onun yakınında olan insanlar da oldukça fazla etkilenmişlerdir. Mekke döneminde Hz. Peygamber ve yakınlarının maruz kaldıkları saldırılar genellikle hakaret ve fiziksel saldırı şeklinde meydana gelmiştir. Medine döneminde ise Rasûlullah’a ve İslâm’a düşman olan bazı gruplar, Müslümanlara fiziksel bir saldırıda bulunmaya cesaret edemedikleri için saldırılarını aleyhte propaganda ve iftiralar üzerinden devam ettirmişlerdir. Başlarını münafıkların çektikleri İslâm’a düşman olan bu grupların Rasûlullah’a ve İslâm’a yönelik pek çok saldırıları bulunmakla birlikte doğrudan Hz. Peygamber’in ailesini hedef alan iki hadise diğerlerinden oldukça farklıdır. Bunların ilki İfk Olayı olarak bilinen Hz. Âişe bint Ebû Bekir’e atılan iftiradır. Bazı Müslümanların da bu iftiraya âlet olmaları sebebiyle olay bir hayli büyümüş ve bunun bir sonucu olarak da kaynaklarda oldukça ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Münafıkların Hz. Peygamber’in mahremine ikinci saldırıları Hz. Mâriye bint Şem‘ûn üzerinden gerçekleşmiştir. Hz. Mâriye bint Şem‘ûn’a atılan zina iftirası muhtemelen daha dar bir çerçevede gerçekleştiği için kaynaklarda yeteri kadar irdelenmemiştir.

Sünnî kaynaklarda bu iftirayı başlatan ve yayanların kimler oldukları hususunda herhangi bir bilgi verilmemektedir. Şiî kaynaklar ise bu konuda iki gruba ayrılmaktadır. İlk grup olayı Sünnî kaynaklardaki anlatıma benzer bir şekilde aktarırken diğer grup Hz. Mâriye bint Şem‘ûn’a atılan iftirayı başlatan kişinin Hz. Âişe bint Ebû Bekir olduğunu iddia eden rivayetler sunmuşlardır. Dolayısıyla Hz. Mâriye bint Şem‘ûn’a iftira olayında aydınlatılması gereken ilk noktanın, meydana geliş şekli olduğu ifade edilebilir. Yine bu olayın Sünnî ve Şiî kaynaklarda niçin farklı rivayetler üzerinden incelendiği de cevap bulunması gereken konulardan biridir. Dolayısıyla çalışmada bu iki temel sorun ele alınarak Hz. Mâriye bint Şem‘ûn’a atılan iftira olayını aktaran rivayetlerin sahih bir yolla mı günümüze ulaştığına cevap bulunmaya çalışılacaktır.

Tespit edilebildiği kadarıyla konu hakkında müstakil bir çalışma veya detaylı bir anlatım bulunmadığı için bu çalışma konuyu geniş bir şekilde ele alma noktasında ilk olacaktır. Oldukça kısıtlı bilgi üzerinden böyle önemli bir konunun ilk kez ele alınacak olması çalışmanın başlıca dezavantajı olarak zikredilebilir.

Zikrettiğimiz bu zorluklara rağmen çalışmada öncelikle Sünnî kaynaklar tarafından olayın nasıl ele alındığı aktarılmaya çalışıldı. Daha sonra rivayetlerin günümüze ulaşmasına vesile olan bazı Sünnî kaynaklar ortaya konularak bu kaynaklar içerisinden Müslim’in Câmi‘u’s-sahîh isimli eserinde aktarılan rivayet üzerinden bir isnad incelemesi yapıldı. Yapılan bu isnad incelemesi neticesinde rivayetin sika raviler aracılığıyla günümüze ulaştığı sonucuna varıldı.

Çalışmanın ikinci kısmında ise Hz. Mâriye bint Şem‘ûn’a atılan iftiranın Şiî kaynaklarda nasıl ele alındığı incelenerek bazı Şiî kaynaklarında olayın niçin Sünnî kaynaklardan farklı olarak aktarıldığının sebepleri izah edildi. Ayrıca olayın bu şekilde gerçekleşmesinin mümkün olmadığı ortaya konularak bu rivayetlerin Şiî ideolojiyi desteklemek için uydurulmuş olduğu sonucuna varıldı.

Anahtar Kelimeler: İslâm tarihi, Hz. Peygamber, Hz. Mâriye bint Şem‘ûn, İftira, Sünnî, Şiî.