ABD-İsrail İlişkilerinin Ulusal Güvenlik Perspektifinden Bir Analizi
5. Ulusal Siyaset Bilimi Kongresi, Adana, Türkiye, 19 - 20 Eylül 2026, (Özet Bildiri)
- Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
- Basıldığı Şehir: Adana
- Basıldığı Ülke: Türkiye
- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
2026’nın
başlarında Donald J. Trump yönetimindeki ABD ile İsrail’in İran’a karşı
başlattığı yeni savaş, iki ülkenin İsrail’in resmi olarak kurulduğu günden bu
yana var olduğu bilinen özel ilişkilerine dair tartışmaları tekrardan gündeme
getirmiştir. ABD’nin İsrail’in güvenliğini önceleyen dış politika çizgisini,
hem tarihsel süreklilik hem de kurumsallaşmış araçlar üzerinden izlemek
mümkündür. Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi Soğuk Savaş sonrasında da ABD
İsrail’i Orta Doğu’da istikrar sağlayıcı bir ortak olarak konumlandırmış; bu
yaklaşım 1990’lardan sonra askeri yardım, teknoloji transferi ve ortak savunma
projeleriyle daha da pekişmiştir. Washington’un sağladığı düzenli askeri
finansman, gelişmiş silah sistemlerine erişim ve ortak Ar-Ge programları,
İsrail’in “niteliksel askeri üstünlüğünü” (qualitative military edge) korumayı
hedefleyen bir güvenlik mimarisinin parçası olmuştur. Bu çerçeve, yalnızca ikili
ilişkiler düzeyinde değil, ABD Kongresi’nde kabul edilen yasalar, uzun vadeli
yardım paketleri ve kurumsal işbirliği mekanizmalarıyla da süreklilik
kazanmıştır. ABD’nin İsrail’in güvenliğine yönelik yaklaşımı diplomatik alanda
da belirleyici olmuştur. Bu kapsamda ABD, İsrail’in güvenliğini uluslararası
platformlarda korumaya yönelik bir tutum sergileyerek; özellikle Birleşmiş
Milletler’deki oylamalarda ve kriz anlarında aldığı pozisyonlarla bu önceliği
görünür kılmıştır. Aynı zamanda ABD yönetimleri, İsrail’in kendini savunma
hakkını dış politikanın temel ilkelerinden biri olarak tanımlamış ve bölgesel
gelişmeleri bu çerçevede değerlendirmişlerdir. Bu durum, ABD’nin Orta Doğu
politikasında güvenlik eksenli bir süreklilik yaratırken İsrail’in güvenliğinin
yalnızca askeri değil, aynı zamanda diplomatik ve stratejik düzeylerde desteklendiğini
göstermektedir. Tüm bu desteklere rağmen İsrail’in güvenliğinin öncelenmesi ABD
iç kamuoyunda önemli tartışmaları beraberinde getirmektedir.
İsrail-İran
gerilimi üzerinden başlayan ABD-İran savaşı, bir taraftan ABD’nin İsrail’in
güvenliğini sağlama motivasyonuyla bir savaşa girebileceği gerçeğini
gösterirken diğer taraftan iç kamuoyundaki tartışmaları da ciddi anlamda
görünür hale getirmiştir. Bu bağlamda ABD içinde kamuoyunun ve bazı siyasi
çevrelerin, Orta Doğu’daki angajmanın maliyeti ve riskleri konusunda artan
itirazları dikkat çekmektedir. Özellikle İran’ın ABD anakarasına yönelik
doğrudan ve yakın bir askerî tehdit oluşturmaması, İsrail’in güvenliği adına
üstlenilen yükümlülüklerin gerekçelendirilmesini daha karmaşık hâle
getirmektedir. Bu durum, ABD dış politikasında güvenlik önceliklerinin yalnızca
dış tehdit algılarıyla değil aynı zamanda müttefiklik ilişkileri ve stratejik
taahhütlerle şekillendiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla İran’a yönelik
politikalar, bir yandan bölgesel güç dengesi ve caydırıcılık mantığı içinde
değerlendirilirken diğer yandan ABD iç kamuoyunda meşruiyet ve öncelik
tartışmalarını beraberinde getirmektedir.
ABD-İsrail
ilişkilerini inceleyen mevcut çalışmalar büyük oranda ilişkilerin doğasına
stratejik ortaklık, iç siyaset veya lobicilik perspektiflerinden yaklaşırken,
Amerikan yönetimlerinin İsrail'in güvenliğini ulusal güvenlik söylemi içerisinde
nasıl çerçevelediklerine yeterince odaklanılmadığı görülmektedir. Buradan
hareketle çalışma, “İsrail’in güvenliği
Amerikan dış politikası için neden bu kadar önemlidir?” sorusunu, Amerikan
yönetimlerinin İsrail’in güvenliğini nasıl çerçevelediklerini (framing) ortaya
koymak suretiyle cevaplamaya çalışmaktadır. Veriler 2000-2025 yılları arasında
ABD yönetimlerince yayınlanan 7 Ulusal Güvenlik Strateji Belgesinden
toplanarak, Robert Entman’ın (1993) çerçeveleme (framing) yaklaşımı kapsamında
analiz edilmiştir. Bu türden bir analiz, ilgili belgelerde ABD yönetimleri
tarafından tanımlanan temel sorun veya sorunların neler olduğunu, bu sorun veya
sorunlarda temelde rol oynayan aktörlerin ABD yönetimleri tarafından nasıl değerlendirildiğinin
ayırt edilmesini, tanımlanan sorun veya sorunlara ne tür çözüm önerileri
getirildiğini ve bu çözüm önerilerinin nasıl gerekçelendirdiklerini ortaya
koymayı amaçlamıştır. Yapılan analiz kapsamında çalışma, 2000-2025 arasındaki
ABD hükümetlerinin İsrail’in güvenliğine yönelik farklı dil kullanımı ve
vurgulamalarına rağmen, İsrail’in güvenliğinin ABD dış politikasında her zaman
temel bir öncelik olarak kaldığını iddia etmektedir. Bulgulardan elde edilen
temel sonuç, çerçeveleme (framing) sürecinde ABD hükümetleri için değişen temel
şeyin daha çok İsrail’in güvenliğinin nasıl tanımlandığı, hangi tehditlerle
ilişkilendirildiği ve hangi politika araçlarıyla ele alındığı olmuştur. Bu
kapsamda bulgular, özel ilişkilere sahip olduğu vurgulanan ABD-İsrail
ilişkilerine dair tartışmalara farklı bir teorik perspektif ve metodolojik
yaklaşım getirerek katkı sunmayı amaçlamaktadır.
Anahtar
Kelimeler: Amerikan Dış Politikası, İsrail’in Güvenliği, Ulusal Güvenlik
Strateji Belgeleri, Amerikan Hükümetleri, Çerçeveleme Yaklaşımı