Karadeniz’de Değişen Siyasi Sınırlar ve Balıkçılar: Kırım ve Çevresinde Türk-Rus Balıkçılığı (1774-1917)


Creative Commons License

Turan R.

TARIH DERGISI, cilt.17, sa.83, ss.97-115, 2026 (ESCI, Scopus)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 17 Sayı: 83
  • Basım Tarihi: 2026
  • Dergi Adı: TARIH DERGISI
  • Derginin Tarandığı İndeksler: Scopus, Emerging Sources Citation Index (ESCI), Historical Abstracts, MLA - Modern Language Association Database, Directory of Open Access Journals
  • Sayfa Sayıları: ss.97-115
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Öz Bu çalışma, Karadeniz’in “Türk gölü” olmaktan çıkıp Osmanlı Devleti ile Rus İmparatorluğu arasında bir rekabet alanına dönüşmesi sürecini, balıkçılık faaliyetleri üzerinden inceleyerek, söz konusu dönüşümün yerel düzeydeki etkilerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. 18. ve 19. yüzyıllarda Rusya’nın Kırım kıyılarında uyguladığı nüfus politikaları, yerel halkın iç bölgelere göç ettirilmesiyle sonuçlanmış, bu durum yerel balıkçılık kültürünün zayıflamasına ve üretim kapasitesinin azalmasına yol açmıştır. Bu ekonomik ve demografik boşluk, ilk aşamada Anadolu’dan gelen Osmanlı balıkçıları tarafından doldurulmuş olmakla birlikte Rusya uzun vadede balıkçılık faaliyetlerini bilimsel araştırmalar, yatırımlar ve yasal düzenlemelerle kendi tebaası üzerinden geliştirip bölgedeki ekonomik özerkliğini pekiştirmeyi hedeflemiştir. Bu gelişmeler dönemin arşiv belgeleri, konsolosluk raporları ve diğer birincil yazılı kaynaklar temel alınarak mukayeseli bir şekilde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, ilk başlardaki Osmanlı balıkçıları ile Rus yetkililer arasındaki iş birliğinin, zaman içerisinde karasuları, sınır ihlalleri, vatandaşlık statüsü, vergi uygulamaları ve kıyı güvenliği gibi konularla derinleşen çatışmaları doğurduğunu göstermektedir. Bu süreç, Karadeniz’in yalnızca balıkçılık faaliyetleri açısından zengin bir av sahası olmadığını; aynı zamanda Osmanlı ve Rusya arasındaki nüfuz mücadelesine sahne olan değişken ve dinamik bir sınır özelliği taşıdığını düşündürmektedir. Bu bağlamda, balıkçılar bu mücadelenin edilgen kurbanları olarak değil, değişen zorlu şartlara uyum sağlayabilen aktörleri olarak ortaya çıkmaktadır.