MANAGEMENT OF TEMPOROMANDIBULAR DISORDER SYMPTOMS: A PROSPECTIVE OBSERVATIONAL STUDY


Creative Commons License

Kurt Çıralık S.

14th INTERNATIONAL PALANDÖKEN SCIENTIFIC STUDIES CONGRESS, Erzurum, Türkiye, 21 - 22 Temmuz 2026, ss.395-402, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Erzurum
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.395-402
  • Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Temporomandibular bozukluklar (TMB), temporomandibular eklem, çiğneme kasları ve ilişkili anatomik yapıları etkileyen kas-iskelet sistemi ve nöromüsküler hastalıklar grubunu kapsamaktadır. Bruksizm, uyku sırasında veya uyanıklık döneminde ortaya çıkabilmekte ve çiğneme kaslarında ağrı, mandibular fonksiyon kısıtlılığı, eklem sesleri ile ağız sağlığına bağlı yaşam kalitesinde azalma gibi TMB ile ilişkili semptomlarla birlikte görülebilmektedir. Bruksizm ve TMB semptomlarının tedavisinde oklüzal splintler, botulinum toksin tip A (BTXA) enjeksiyonları ve kombine konservatif tedavi yaklaşımları yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, söz konusu tedavi yaklaşımlarını alan klinik olarak seçilmiş kohortlarda Fonseca Anamnestik İndeksi (FAI) skorlarında altı aylık süreçte meydana gelen değişimleri tanımlamak ve karşılaştırmaktır.

Bu prospektif, randomize olmayan gözlemsel karşılaştırma çalışmasına, kendi bildirdiği bruksizm ve temporomandibular bozukluk semptomlarına sahip toplam 150 yetişkin birey dâhil edilmiştir. Katılımcılar, her biri 50 hastadan oluşan üç klinik kohorta ayrılmıştır: Splint, BTXA ve Kısa Süreli Farmakoterapi + Splint grubu. Fonseca Anamnestik İndeksi skorları tedavi öncesinde ve altıncı ay sonunda değerlendirilmiştir. Değişim skorları, tedavi öncesi ve tedavi sonrası skorlar arasındaki fark (tedavi öncesi − tedavi sonrası) olarak hesaplanmıştır. Gruplar arasındaki düzeltilmemiş değişim skorları tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Bonferroni düzeltmeli post-hoc testleri kullanılarak karşılaştırılmış; yaş ve cinsiyet değişkenlerinin olası etkilerini kontrol etmek amacıyla Genelleştirilmiş Tahmin Denklemleri (Generalized Estimating Equations, GEE) modeli uygulanmıştır.

Altı aylık takip sonunda üç kohortun tamamında FAI skorlarında azalma gözlenmiştir. Düzeltilmemiş değişim skoru analizinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmıştır (p = 0,014). En yüksek sayısal iyileşme Kısa Süreli Farmakoterapi + Splint grubunda (39,25 ± 11,04), bunu sırasıyla Splint (33,75 ± 13,85) ve BTX-A (27,25 ± 12,62)grupları izlemiştir. Bonferroni düzeltmeli karşılaştırmalarda, Kısa Süreli Farmakoterapi + Splint grubundaki düzeltilmemiş skor azalmasının BTX-A grubuna kıyasla anlamlı derecede daha fazla olduğu belirlenmiştir (p = 0,008). Yaş ve cinsiyete göre düzeltilmiş GEE analizinde ise zamanın temel etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunurken (p = 0,001), kohort etkileri ile zaman × kohort etkileşimi istatistiksel anlamlılık göstermemiştir.

Sonuç olarak, klinik olarak seçilmiş üç tedavi kohortunun tamamında altı aylık takip sürecinde toplam FAI skorlarında azalma gözlenmiştir. Bununla birlikte, yaş ve cinsiyet için düzeltilmiş GEE modeli, tedavi grupları arasında zamana bağlı değişim açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık ortaya koymamıştır. Tedavi gruplarının klinik endikasyon, semptom profili, ortak karar verme süreci ve hasta tercihi doğrultusunda oluşturulmuş olması nedeniyle, olası artık karıştırıcı faktörler ve seçim yanlılığı tedavi yöntemlerinin karşılaştırmalı üstünlüğüne ilişkin kesin çıkarımlar yapılmasını sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, standartlaştırılmış tanı kriterleri, doğrulanmış bruksizm değerlendirme yöntemleri, objektif klinik sonuç ölçütleri, prospektif olarak kayıt altına alınmış çalışma protokolleri ve daha uzun takip sürelerini içeren randomize kontrollü çalışmalara gereksinim bulunmaktadır.

Temporomandibular disorders (TMDs) include a group of musculoskeletal and neuromuscular conditions affecting the temporomandibular joint, masticatory muscles, and related structures. Bruxism may occur during sleep or wakefulness and may coexist with TMD-related symptoms such as masticatory muscle pain, restricted mandibular function, joint sounds, and impaired oral health-related quality of life. Bruxism and temporomandibular disorder symptoms are commonly managed using occlusal splints, botulinum toxin type A injections, or combined conservative approaches. This study aimed to describe and compare 6 months changes in Fonseca Anamnestic Index scores among clinically selected cohorts receiving these approaches. In this 6-month prospective, non-randomized observational comparison, 150 adults with selfreported bruxism and temporomandibular disorder symptoms were managed in one of three clinically selected cohorts (n = 50 each): Splint, BTX-A, or Short-term Pharmacotherapy + Splint. Fonseca Anamnestic Index scores were recorded at baseline and at 6 months. Change scores were calculated as pre-treatment minus post-treatment scores. Unadjusted change-score comparisons were performed using ANOVA with Bonferroni-corrected post-hoc tests, and a Generalized Estimating Equations model was used to adjust for age and sex. All three cohorts showed reductions in Fonseca Anamnestic Index scores after 6 months. Unadjusted changescore analysis showed a statistically significant difference among cohorts (p = 0.014), with the greatest numerical reduction in the Short-term Pharmacotherapy + Splint cohort (39.25 ± 11.04), followed by the Splint cohort (33.75 ± 13.85) and the BTX-A cohort (27.25 ± 12.62). Bonferroni-corrected analysis showed a greater unadjusted reduction in the Short-term Pharmacotherapy + Splint cohort than in the BTX-A cohort (p = 0.008). In the adjusted GEE model, the main effect of time was significant (p = 0.001), whereas Cohort effects and time- bycohort interactions were not statistically significant. All three clinically selected cohorts showed reductions in total FAI scores over 6 months. However, the adjusted GEE model did not demonstrate a statistically significant time-by-cohort interaction. Because cohort assignment was based on clinical indication, symptom profile, shared decision-making, and patient preference, residual confounding and selection bias preclude conclusions regarding comparative treatment superiority. Randomized studies using standardized diagnoses, validated bruxism assessment, objective outcomes, prospectively registered protocols, and longer followup are required.