OLGULARIN AĞIZ TADIYLA İFADESİ: TÜRK HALK KÜLTÜRÜNDE ACI, TATLI, EKŞİ VE TUZLU


Creative Commons License

Özdemir S. S. , Kahraman A. G.

MILLI FOLKLOR: INTERNATIONAL AND QUARTERLY JOURNAL OF FOLKLORE, vol.17, no.134, pp.160-172, 2022 (AHCI)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 17 Issue: 134
  • Publication Date: 2022
  • Journal Name: MILLI FOLKLOR: INTERNATIONAL AND QUARTERLY JOURNAL OF FOLKLORE
  • Journal Indexes: Arts and Humanities Citation Index (AHCI), Scopus, Academic Search Premier, International Bibliography of Social Sciences, Linguistics & Language Behavior Abstracts, MLA - Modern Language Association Database, TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.160-172
  • Recep Tayyip Erdoğan University Affiliated: Yes

Abstract

The concepts of bitter, sweet, sour, and salty have an important place in expressing the tastes of food as four basic taste elements. Besides the meanings they represent in the frame of different tastes, they are used as connotations to express many phenomena in Turkish folk culture. Expressions such as “salty humor”, “sweet talk”, “sour-faced” and “bitter cold” indicate that these concepts are used to describe many different states, emotions, and humane features. The statements also indicate that the concepts have a cultural deepness. Based on this fact, the starting point of this study is to scientifically analyze the place, importance, areas of use, the meanings symbolized by the words bitter, sweet, sour, and salty in Turkish folk culture. Analyzing the different connotations and areas of use show the richness of Turkish folk culture and it is believed that studies about the symbolic meanings of the words will contribute to the transmission of Turkish culture. In this respect, determining the meanings represented by the words in Turkish folk culture and explaining them in the frame of cultural dimension is highly important. The study is based on the cultural analysis method, which is one of the qualitative research designs. Firstly, lyrics of the folk songs, idioms and proverbs, and statements in colloquial speeches including the words bitter, sweet, sour, and salty are analyzed with document analysis. After that, the obtained data are analyzed with the thematic analysis method, which is a sub-method of content analysis. Themes and patterns are created according to the results of the analysis process. The metaphor determining method is used in the analysis phase. Research findings involve a total of 258 statements including the words bitter, sweet, sour, and salty. There are 21 metaphors for the word bitter in 4 different themes, 18 metaphors for the word sweet in 3 different themes, 11 metaphors for the word sour in 2 different themes, and 6 metaphors for the word salty in 2 different themes. On the other hand, besides the meanings represented by the words bitter, sweet, sour, and salty in the frame of the tasting world, it is determined that the word sweet has completely positive abstract connotations while the words sour and salty have negative abstract connotations. The word bitter has generally negative abstract connotations while it connotes “charming and radiant”, which are positive. It is observed that there is a positive relationship between the use frequency of the meanings of bitter, sweet, sour, and salty in the frame of the culinary world and the variety of their connotations in general terms. On the other hand, when the use frequency of the words bitter and sweet is analyzed, it is seen that they have a bigger place in Turkish folk culture when compared to the words sour and salty. It is seen that especially the words bitter and sweet represent many phenomena in Turkish folk culture. The relationship between the results of studies about different tastes based on sensory processes and this variation should be determined and analyzed. It is thus important to make researches about the origins of these words. When the researches about the uses of the words before the 13th century are analyzed, it is seen that the words açıġ and seçig were used instead of acı (bitter), the words tatlıglıg, and tatlıg were used instead of tatlı (sweet), the words nigsi, çıvsagun, and çıvşan were used instead of ekşi (sour). It is necessary to carry out researches about the origins and relationships of these words to explain the meanings of their use frequency in today’s world

Acı, tatlı, ekşi ve tuzlu kavramları 4 temel tat ögesi olarak yiyeceklerin lezzetlerinin ifade edilmesinde önemli bir yere sahiptir. Söz konusu kavramlara, tat öğeleri olarak sahip oldukları anlamların ötesinde, Türk halk kültüründe birçok olguyu açıklamak için birtakım yan anlamlar da yüklenmiştir. Halk arasında sıklıkla dile getirilen “tuzlu fiyat”, “tatlı dil”, “ekşi yüz”, “acı söz” gibi ifadeler, bu kavramların lezzeti ifade etmenin ötesine geçerek birçok durumu, duyguyu veya insana ait özellikleri niteleme amacıyla kullanıldığını; dolayısıyla söz konusu ifadelerin kültürel bir derinliğe sahip olduğunu göstermektedir. Bu noktadan hareketle acı, tatlı, ekşi ve tuzlu sözcüklerinin Türk halk kültüründeki yeri ve önemi, kullanım alanları ve sembolize ettiği anlamları bilimsel bakış açısıyla irdelemek çalışmanın çıkış noktasıdır. Sözcüklerin anlamsal çerçevedeki kullanım çeşitliliği, Türk halk kültürünün zenginliğine vurgu yapmakta ve sözcüklerin sembolik anlamlarına dair çalışmaların kültür aktarımına da katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Böylece çalışmada tat ögelerinin Türk halk kültürü nezdinde sembolize ettiği anlamların tespit edilmesi ve kültürel boyutta ele alınarak açıklanmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Çalışma, nitel araştırma desenlerinden kültür analizi yöntemi ile yürütülmüştür. Öncelikle doküman analizi ile Türk halk kültürüne ait türkü metinleri, deyimler ve atasözleri ile halk ağzı sözlükleri içerisinde bulunan acı, tatlı, ekşi ve tuzlu sözcüklerinin geçtiği ifadeler tespit edilmiştir. Ardından veriler içerik analizinin alt yöntemi olan tematik analiz yöntemi ile çözümlenerek acı, tatlı, tuzlu ve ekşi ifadeleri kapsamında tema ve örüntüler oluşturulmuştur. Çözümleme aşamasında metafor tespit yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, acı, tatlı, ekşi ve tuzlu sözcüklerini içeren toplamda 258 ifadeyi kapsamaktadır. Bu ifadeler dahilinde, acı sözcüğüne ilişkin 4 ayrı temada toplamda 21; tatlı sözcüğüne ilişkin 3 ayrı temada toplamda 18; ekşi sözcüğüne ilişkin 2 ayrı temada toplamda 11; tuzlu sözcüğüne ilişkin ise 2 ayrı temada toplamda 6 anlamsal metafor tespit edilmiştir. Ayrıca, acı, tatlı, ekşi ve tuzlu sözcüklerinin tat öğeleri olarak yüklendikleri anlamların dışında; tatlı sözcüğünün soyut çağrışımlarının tamamıyla olumlu, ekşi ve tuzlu sözcüklerinin soyut çağrışımlarının ise olumsuz olduğu görülmektedir. Acı sözcüğünün ise genel itibariyle olumsuz soyut çağrışımlara sahip olduğu, bununla birlikte “çarpıcı ve göz alıcı” anlamının olumlu yönde değerlendirilebileceği görülmüştür. Genel anlamda acı, tatlı, ekşi ve tuzlu sözcüklerinin birer tat ögesi olarak sahip oldukları anlamların kullanım sıklığı ile bu sözcüklerin sahip olduğu yan anlamların çeşitliliği arasında pozitif yönde bir ilişki tespit edilmiştir. Diğer yandan acı ve tatlı sözcüklerinin kullanım sıklığına bakıldığında, bu iki sözcüğün Türk halk kültüründe daha geniş bir yer kapladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Özellikle acı ve tatlı sözcüklerinin çeşitli olguları açıklamak için kullanım çeşitliliği düşünüldüğünde, Türk kültüründe farklı tat öğelerine sahip yiyeceklerin beğeni düzeylerine yönelik duyusal odaklı değerlendirme çalışmalarının, bu kullanım sıklığı ile bağlantısını ortaya koymaya yönelik kökensel araştırmalar yapılmasının gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Böylece bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, söz konusu kökensel araştırmaların gelecek çalışmalar kapsamında ele alınması açısından önem arz etmektedir. 13. yüzyıl ve öncesine dair yapılan araştırmalarda acı için açıġ, seçig; tatlı için tatlıglıg, tatlıg ve ekşi için nigsi, çıvsagun, çıvşan (çifşen) gibi günümüz Türkçesinden farklı sözcüklerin kullanılıyor oluşu da ayrıca bu sözcüklerin kökensel bağlantılarına dair yapılacak araştırmaların, günümüzdeki çeşitli kullanımlarına dair sıklıkların anlamlandırılabilmesi doğrultusundaki gerekliliğini vurgulamaktadır.