İstanbul Medeniyet Üniversitesi Hukuk Fakültesi dergisi, cilt.11, sa.1, ss.515-564, 2026 (TRDizin)
Dini değerlere hakaret, tarihin her döneminde, bütün milletlerce yaptırıma bağlanmış, toplumda derin etkileri olan bir fiildir. Bu suç türü ve cezası, Türk ceza kanunlarında da ayrıntılarıyla düzenlenmiştir. Bu alanda, Pozitif hukuk sahasında pek çok çalışma varken İslam hukuku ve Osmanlı özelinde, Hristiyanlık ve Yahudilik dahil olmak üzere, dini değerlere hakaret suçunun ele alınmamış olması, çalışmanın hareket noktasını oluşturmuştur.
Araştırma, İslam hukuku açısından, Hanefî mezhep doktrini ve Osmanlı uygulaması ile sınırlandırılmıştır. Fıkıh literatüründe dini değerlere hakaretin işlendiği “sebb” ve “şetm” gibi kelimeler üzerinden detaylı kavram taramaları yapılarak çalışmanın teorik çerçevesi çizilmiş ve ayrıntılı başlıklar altında konu ortaya konulmaya çalışılmıştır. İlgili bölümlerde de araştırma ile alakalı TCK hükümlerine atıflar yapılmaya çalışılmıştır. Ayrıca, ihtiyaç duyulan noktalarda, fetva mecmuaları ve Osmanlı mahkeme kayıtları olan şer‘iyye sicillerinden sıklıkla destek alınmıştır. Hanefî ceza hukukunda dini değerlere hakaret suçunun itikadi ve cezai neticeleri olup fail, mürted kabul edildiği için bir takım yaptırımlarla karşı karşıya kalmaktadır. Dini değerlere hakaret suçunun büyük oranda sövme eylemi üzerinden işlendiği görülmüştür. Bununla birlikte, söz gelimi, Hz. Peygamber’in yaptıklarını hafife almak ya da yetersiz görmek de bu kapsamda değerlendirilmiştir. Literatürde en çok hakaretin konusunun Hz. Peygamber olduğu gözlemlenmiştir. Ayrıca, Allah’a, diğer peygamberlere, kutsal kitaplara ve meleklere yapılan hakaretle ilgili hükümler de tespit edilmiştir. Çalışma, Hanefî mezhebi ve Osmanlı hukuku açısından din-vicdan hürriyeti ve dini değerlere saygı bağlamında dikkat çekici örnekler içermektedir.