Orbital Sellüliti Taklit Eden Deri Şarbonu


Creative Commons License

KOSTAKOĞLU U. , ÇETİNKAYA AYDIN Ö., YILDIZ İ. E. , ERTÜRK A. , ÇOPUR ÇİCEK A. , SÖNMEZ E.

6.Türkiye Ekmud Kongresi 11-15 mayıs 2016, Antalya, Türkiye, 11 - 15 Mayıs 2016, ss.133

  • Basıldığı Şehir: Antalya
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.133

Özet

Giriş: Şarbon, hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklardan biridir. Gelişmekte olan ülkelerde halen önemli bir toplum sağlığı sorunudur. Ülkemizde de endemik bir hastalıktır. Şarbon etkeni Bacillus anthracis’tir. Bütün dünyada görülen insan şarbonunun %95’ini deri şarbonu oluşturmaktadır. Deri şarbonu en çok baş, boyun ve üst ekstremitelerde görülmekte olup, göz kapağı tutulumu nadir olarak görülür. Periorbital şarbon olgularında tedaviye rağmen skatrisyel ektropion ve lagoftalmus benzeri komplikasyonlar gelişebilir. Erken tanı ve tedavi, komplikasyon riskini anlamlı derecede azaltabilir.
Olgu: Altmış yaşında bayan hasta iki gündür devam eden ateş ve ardından özellikle sağ gözde daha belirgin olmak üzere her iki gözde şişlik ve kızarıklık şikayeti ile acil servise başvurdu. Hikayesinde bir hafta önce burun kökünde kaşıntı sonrası yara olan hastaya oral antihistaminik, oral ve topikal antibiyotik tedavisi uygulanmıştı. Hasta orbital selülit tanısıyla hastaneye yatırıldı. Fizik muayenesinde ateşi: 37,2 °C, TA: 110/80 mmHg, nabzı: 70/dk, solunum sayısı: 16/dk, genel durum orta, şuur açık idi. Sağ periorbital alanda daha belirgin olmak üzere bilateral gözlerde hiperemi ve ödem, burun kökünde ülsere lezyonu mevcuttu (Resim 1). Diğer sistem muayeneleri normal idi. Hastanın lökosit sayısı 18.700/mm³, sedimantasyon hızı 24 mm/ saat, CRP düzeyi 20 mg/dL
bulundu. Yara yerinden yapılan Gram-boyamada özellik yoktu. Orbital selülit tanısıyla meropenem 3x1 gr iv ve linezolid 600 mg 2x1 iv tedavi başlandı. Çekilen orbital bilgisayarlı tomografide periorbital bölgede yumuşak doku şişliği saptandı. Ancak alınan sürüntü kültürlerinde ve doku kültüründe üreme olmadı. Yatışının 3. gününde hastanın bir hafta önce büyük baş hayvan etiyle temas etme öyküsü öğrenildi. Yaradan (yara ile sağlam doku sınırından) tekrar alınan kültürün Gram-boyamasında zincir şeklinde gram-olumlu basiller görüldü. Ancak kültürlerinde üreme olmadı. Bu bulgularla hastada deri şarbonu tanısı düşünüldü (Resim 2). Tedavi ampisilin-sulbaktam 3x2 gr iv olarak değiştirildi. Bu tedavinin 3. gününde hastanın bilateral periorbital ödemi azalarak,
bilateral periorbital alanlarda siyah, keskin sınırlı skar halini aldı (Resim 3). Hastanın takiplerinde krut kendiliğinden düşerek, yerinde granülasyon dokusunun kaldığı, ancak göz kapaklarında herhangi bir patoloji gelişmediği saptandı (Resim 4 ve 5). Tedavi 15 güne tamamlanarak hasta şifa ile taburcu edildi.
Sonuç: Göz kapağı şarbonu, deri şarbonunun daha az görülen formu olmasına rağmen preseptalorbital sellülit ayırıcı tanısında akılda bulundurulmalıdır. Göz kapağı şarbonu ciddi seyredebilir, komplikasyonları açısından dikkatli olunmalıdır.
Anahtar Kelimeler: Deri şarbonu, göz tutulumu, orbital sellülit