Yorum Yöntemleri Çerçevesinde Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belgede Miktar Bakımından Gerçeğe Aykırılık
Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, cilt.0, sa.67, ss.255-280, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 0 Sayı: 67
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.54049/taad.1934405
- Dergi Adı: Türkiye Adalet Akademisi Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.255-280
- Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Hukuk kurallarının anlamı açığa çıkarılırken, kelimelerin lafzi anlamları ile kanun koyucunun ihdas amacı arasında hukuk çerçevesinde bir denge gözetilmelidir. Vergi ceza hukukunda idare veya yargı organları tarafından hazine menfaati üstün tutularak yapılan genişletici yorumlar, cezalandırma yetkisinin yasal sınırların dışına taşması riskini doğurabilir. Bu bağlamda çalışmanın odak noktasını Vergi Usul Kanunu m. 359/a-2’de düzenlenen, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgenin tanımında yer alan “miktar” kavramının kapsamı oluşturmaktadır. Mevcut yargı kararlarında miktar lafzı, asli sözlük anlamlarının yanı sıra tutar, bedel ve meblağ gibi parasal değerleri de kapsayacak şekilde geniş yorumlanmaktadır. Bu çalışmada klasik yorum yöntemleri çerçevesinde, suçta ve cezada kanunilik ilkesi de dikkate alınarak miktar itibarıyla gerçeğe aykırılığın anlamı tespit edilmektedir. Vergi Usul Kanunu m. 359/a-2 çerçevesinde miktarın, parasal ifadeleri de kapsayan bir anlam taşıyıp taşımadığının lafzi ve sistematik yorumla kesin bir biçimde ortaya konulması mümkün değildir. Amaçsal yorum yönteminde ise kanun koyucunun yerine geçme tehlikesi bulunmaktadır. Tarihi yorum yönteminden hareketle kanun koyucunun 4369 sayılı Kanun’la sahte belge ile muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belgeyi birbirinden ayırmaya çalışması ve bu iki belge arasındaki ayrımın taraflar arasındaki işlemin gerçek olup olmamasına dayandığı dikkate alındığında, miktar kavramının parasal değerleri kapsayacak şekilde anlamlandırılmasının mümkün olmadığı ve bu şekilde genişletilmesinin belirlilik ilkesini zedelediği sonucuna varılmıştır.
While identifying the meaning of legal rules, a balance must be maintained between the literal meaning of words and the legislator’s intent of enactment within the legal framework. In tax criminal law, extensive interpretations made by administrative or judicial authorities by prioritizing fiscal interests may risk exceeding the statutory limits of punitive power. In this context, the focus of this study is the scope of the concept of “quantity” included in the definition of misleading documents as to content, as regulated under Article 359/a-2 of the Tax Procedure Law. In current judicial decisions, the term “quantity” is interpreted broadly to cover monetary values such as amount, cost, and sum, in addition to its primary dictionary meaning. In this study, the meaning of falsity in terms of quantity is determined within the framework of classical interpretation methods, while also taking into account the principle of legality in crimes and punishments. Within the framework of Article 359/a-2 of the Tax Procedure Law, it is not possible to establish definitively through literal and systematic interpretation whether “quantity” bears a meaning that also encompasses monetary expressions. In the teleological interpretation method, there is a risk of substituting the role of the legislator. Considering the historical interpretation method— where the legislator distinguished between forged documents and misleading documents as to content through Law No. 4369 based on whether the transaction between parties is genuine—it is concluded that interpreting the concept of quantity to cover monetary values is not possible and that its expansion undermines the principle of certainty.