Askerî Elit ile Reformcu Lider Arasında: Gorbaçov’un Yüksek Sovyet Komutanlığı ile İlişkilerinin SSCB’nin Çöküşündeki Rolü (1985–1991)


Kolot B.

IV. ULUSAL SİYASET BİLİMİ KONGRESİ, İzmir, Türkiye, 20 - 21 Eylül 2025, ss.29-30, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: İzmir
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.29-30
  • Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Bu çalışma, 1985–1991 yılları arasında Sovyetler Birliği'nin son lideri Mihail Gorbaçov ile ülkenin yüksek askeri komutanlığı arasındaki ilişkilerin dönüşümünü incelemektedir. Soğuk Savaş'ın son döneminde iç politik yeniden yapılanma ile dış politikada tek taraflı tavizlerin kesiştiği bu süreç, Sovyet siyasi elitleri arasındaki güç dengelerinde ciddi kırılmalara yol açmıştır. Çalışma, Gorbaçov’un iktidarının ilk yıllarında askeri elitin desteğini almasına rağmen, silahlı kuvvetlerle stratejik diyaloğun giderek zayıflamasının, rejim istikrarını ve merkezi otoriteyi nasıl sarstığını tarihsel ve analitik bir yaklaşımla ortaya koymaktadır. Araştırma, Rusya Devlet Arşivi (Государственный архив Российской Федерации), Rusya Devlet Çağdaş Tarih Arşivi (Российский государственный архив новейшей истории) ve Gorbaçov Vakfı (Горбачёв-Фонд) gibi kurumsal ve kişisel arşivlerden elde edilen birincil belgeler temelinde yürütülmüştür. Karşılaştırmalı tarihsel analiz yöntemiyle yürütülen çalışmada, özellikle Matius Rust hadisesi (1987), 1991 Ağustos darbe girişimi ve SSCB’nin dağılmasına giden süreçteki kilit olaylar üzerinden, Gorbaçov’un savunma politikaları ile askeri elitin tepkileri arasındaki çatışmalar ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Çalışma, SSCB’nin dağılmasında sadece yapısal ekonomik ve toplumsal faktörlerin değil, siyasi elitler arası güven krizlerinin ve stratejik uyumsuzlukların da belirleyici olduğunu öne sürmektedir. Gorbaçov’un reformları, askeri elitin çıkar ve beklentileriyle örtüşmeyince, ordu giderek Gorbaçov’dan uzaklaşmış ve nihayetinde Boris Yeltsin’i destekleyerek merkezi otoritenin çöküşünü hızlandırmıştır. Bu bağlamda çalışma, uluslararası ilişkiler disiplininde otoriter rejimlerin dönüşüm süreçlerinde elit uyumunun önemi üzerine literatüre katkı sunmakta ve Sovyet örneği üzerinden karar alma süreçlerinde askeri-sivil ilişkilerin stratejik etkisini tartışmaya açmaktadır.