Vücut sıvılarının hücre sayımı ve biyokimyasal analizinde tam kan otoanalizörünün performans ve uygulama potansiyeli


Creative Commons License

Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Temel Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: KÜBRA SÖNMEZ

Danışman: Medeni Arpa

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Amaç: Seröz boşluklarda biriken vücut sıvıları; kardiyovasküler, hepatik, renal, enfeksiyöz ve malign hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda sistemik ve lokal patolojinin bir sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Plevral ve peritoneal efüzyonlar, altta yatan hastalığın patofizyolojisine ilişkin önemli ipuçları sunmakta ve çoğu zaman klinik bulguların erken yansımalarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle seröz vücut sıvılarının laboratuvar değerlendirilmesi, etiyolojik tanının konulması ve klinik yönetimin yönlendirilmesi açısından temel bir bileşen olarak kabul edilmektedir. Vücut sıvılarının değerlendirilmesinde seröz efüzyonların transudatif veya eksudatif özellik göstermesi ve malign hücre içerip içermemesi tanısal yaklaşımın en kritik basamaklarını oluşturmaktadır. Ancak transuda–eksuda ayrımında yaygın olarak kullanılan Light kriterlerinin olguların yaklaşık %20–30'unu hatalı sınıflandırabildiği, malign–benign ayrımında temel yöntemlerden biri olan sitolojik değerlendirmenin ise düşük duyarlılığı nedeniyle özellikle malign efüzyonların erken tanısında yetersiz kalabildiği bilinmektedir. Bu çalışma, güvenilir ve invaziv olmayan bir tanısal yaklaşım geliştirmek amacıyla; kolesterol, LDL, bilirubin, ADA, laktat, CRP, TC-BF ve HF-BF gibi ek biyokimyasal ve hücresel parametrelerin transuda–eksuda ayrımına katkısını; patolojik tanısı bilinen olgularda tümör belirteçleri ile HF-BF'nin malign–benign ayrımındaki performansını; ayrıca manuel optik mikroskopi ile Mindray BC-6000 serisi vücut sıvısı inceleme modunun hücre sayım sonuçları arasındaki uyumu değerlendirmeyi hedeflemektedir. Bu çok yönlü yaklaşım ile seröz efüzyon tanısında daha duyarlı, özgül ve klinik olarak uygulanabilir bir model oluşturulması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu çalışma, Ocak–Haziran 2025 döneminde biyokimya laboratuvarına gönderilen 128 seröz vücut sıvısı örneğini (110 plevral, 18 peritoneal) kapsamaktadır. Patolojik incelemesi olan 115 hastanın 30'u malign, 85'i benign; plevral sıvıların ise Light kriterlerine göre 95'i eksuda, 15'i transudadır. Bu örneklerde biyokimyasal parametreler, tümör belirteçleri, HF-BF ve TC-BF analiz edilmiş; hücresel sayımlar hem manuel optik mikroskobik yöntemle hem de otoanalizör BF moduyla yapılmıştır. İstatistiksel analizler SPSS, MedCalc ve Python programlarıyla yürütülmüş; tanımlayıcı istatistikler standart yöntemlerle raporlanmıştır. Grup karşılaştırmalarında dağılıma göre t-testi veya Mann–Whitney U testi, tanısal değerlendirmelerde ROC analizi kullanılmıştır. Maligniteyi öngören faktörleri belirlemek için tek ve çok değişkenli lojistik regresyon modelleri uygulanmış, kombine model ROC ile doğrulanmıştır. Klinik fayda değerlendirmede Karar Eğrisi Analizi kullanılmıştır. Manuel ve otomatik hücre sayımlarının uyumu Passing–Bablok regresyonu ve Bland–Altman analizleriyle değerlendirilmiştir. Bulgular: Transuda–eksuda ayrımında en yüksek tanısal doğruluk VS total protein (AUC=0.939), VS albümin (AUC=0.912), VS kolesterol (AUC=0.856) ve VS LDH (AUC=0.849) ile elde edilmiş; oran bazlı parametrelerde ise VS/S kolesterol (AUC=0.910) ve VS/S LDL (AUC=0.892) en güçlü göstergeler olmuştur. Malign–benign ayrımında VS CEA (AUC=0.839) ve VS CA15-3 (AUC=0.853) en başarılı belirteçlerdir; HF-BF de anlamlı ayırt edicilik göstermiştir (AUC=0.758). Çok değişkenli lojistik regresyonda VS LnCA15-3, VS LnCEA ve LnHF-BF bağımsız malignite belirleyicileri olarak kalmış; bu üç parametreyle oluşturulan kombine model çok yüksek performans (AUC=0.943) ve %100 duyarlılık, %81.2 özgüllük göstermiştir. Karar Eğrisi Analizi'nde optimal kesim değeri olan 0.16 eşiğinde modelin net faydası 0.340 olarak hesaplanmıştır. Hücre sayımında, otoanalizör BF modu ile manuel mikroskopi arasında mutlak ve yüzde MN, PMN ve toplam çekirdekli hücre sayımında güçlü korelasyon (ρ=0.80–0.96) saptanmış; Passing–Bablok ve Bland–Altman analizleri sonucunda yöntemler arasında yüksek düzeyde doğrusal uyumun yanı sıra güçlü bir korelasyon olduğu gösterilmiştir. Sonuç: Bu çalışma, seröz efüzyonların tanısında biyokimyasal ve hücresel parametreleri birlikte değerlendirerek üç aşamalı kapsamlı bir yaklaşım ortaya koymuştur. İlk olarak, transuda–eksuda ayrımında kullanılan biyokimyasal ve hücresel belirteçlerin literatürle uyumlu ve güvenilir sonuçlar verdiği gösterilmiştir. İkinci aşamada, malign–benign ayrımında tümör belirteçlerinin yanına HF-BF'nin eklenmesiyle oluşturulan hibrit modelin tanısal doğruluğu belirgin şekilde artmış; özellikle HF-BF, VS CEA ve VS CA15-3 kombinasyonunun malign efüzyonlar için yüksek ayırt edicilik sağladığı görülmüştür. Üçüncü aşamada, manuel optik mikroskopi ile tam kan otoanalizörünün BF modu arasında güçlü uyum saptanmış ve otoanalizörün hızlı, standardize ölçümlerle klinik iş akışını kolaylaştırdığı belirlenmiştir. Genel olarak çalışma, seröz efüzyonların değerlendirilmesinde tek bir parametreye dayanmanın yetersiz kaldığını; biyokimyasal belirteçler, tümör belirteçleri ve HF-BF'nin birlikte kullanılmasının tanısal doğruluğu anlamlı şekilde arttırdığını göstermektedir. Bununla birlikte hibrit modelin daha geniş hasta gruplarında doğrulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Plevral efüzyon, peritoneal efüzyon, eksuda, HF-BF, high fluorescence body fluid, hücre sayımı, tümör belirteçleri