RİZE GENELİNDEKİ İÇME VE KULLANMA SULARINDAN İZOLE EDİLEN Escherichia coli SUŞLARINDA ANTİBİYOTİK DİRENCİN MOLEKÜLER KARAKTERİZASYONU


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERDAR KUŞTUL

Danışman: Şengül Alpay Karaoğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada; Mayıs 2019-Mayıs 2020 tarihleri arasında Rize İl Sağlık Müdürlüğünce Rize il genelindeki (11 ilçe, 6 belde, 346 köy) 784 istasyondan alınan ve Rize Halk Sağlığı Laboratuvarında Chromogenic Coliform Agar besiyerlerinde kontaminasyon sayısı belirlenen 2167 su örneği incelendi. Tek koloni düşürme yöntemiyle izole edilen 544 Escherichia coli izolatında antibiyotik direnç varlığı araştırıldı. Saflaştırılan E. coli izolatları ilk olarak "Minimum İnhibisyon Konsantrasyonu" testi esas alınarak geliştirilen "Pratik Tarama Metodu" ile 7 antibiyotiğe karşı direnç varlığı tarandı. Tarama sonucunda çoklu antibiyotik dirençli 86 suş belirlendi. Bu suşlarda disk difüzyon tekniği (Kirby-Bauer yöntemi) kullanılarak; 12 antibiyotiğe (amoksisilin klavulanik asit, aztreonam, sefotaksim, amikasin, sefazolin, gentamisin, tetrasiklin, sefuroksim, ampisilin, kloramfenikol, siprofloksasin ve imipenem) karşı direnç profili araştırıldı. Test edilen suşlarda en az 3, en çok 11 antibiyotiğe karşı çoklu direnç gözlendi. Disk difüzyon sonucu en yüksek direnç %59,3 ile amoksisilin-klavulanik aside, en düşük direnç %1,16 ile imipeneme karşı tespit edildi. Tüm suşların DNA'sı kaynatma tekniği ile izole edildi. Bazı direnç genlerine (blaTEM, blaSHV, blaCTX-M-1, blaCTX-M-2, blaOXA, blaPER, qnrA, qnrB, qnrS, aac ve tetA) özgü primerler kullanılarak direnç gen içerikleri araştırıldı. Suşların 42 tanesinin en az bir antibiyotiğe karşı direnç geni içerdiği belirlendi. E. coli suşlarında en sık görülen antibiyotik direnç genlerinin tetA ve blaTEM olduğu belirlendi. Çoklu antibiyotik direnci içeren izolatların tamamının klorsuz sulardan izole edilmesi ve çevre orjinli bu suşlarda özellikle penisilin türevi çoklu direnç geni varlığının belirlenmesi, insan kaynaklı kirliliğin söz konusu olduğunu düşündürmektedir.