Akkâ Krallığı (1191-1291)
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, -, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SÜLEYMAN GENÇ
Danışman: Mehmet Şamil Baş
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Birinci Haçlı Seferi çağrısıyla fitili ateşlenen haçlı seferleri Antakya Prinkepsliği, Urfa Kontluğu, Kudüs Krallığı ve Trablus Kontluğu'nun kurulmasıyla sonuçlanmıştır. Bunlar arasında bilhassa Kudüs Krallığı, yaklaşık iki asır süren varlığı boyunca Eyyûbîler, Zengîler, Anadolu Selçukluları ve Memlûkler başta olmak üzere bölgedeki tüm Müslüman komşularıyla savaşlar yapmış, ancak bir yandan da askeri ittifaklar, ticari ilişkiler ve kültürel etkileşimler gerçekleştirmiştir. Bu çalışmanın amacı, Kudüs Latin Krallığı'nın, Hittîn Savaşı'nın sonrasında geçirdiği yeniden kuruluş ve genişleme, nihayet ortadan kalkmasıyla sonuçlanan İkinci Krallık Dönemi olarak da bilinen Akkâ Dönemi'nin öncelikle siyasi tarihini, akabinde kurumlar ve kültür-medeniyet tarihini ortaya koymaktır. Bu amaçla Akkâ Dönemi için önemi olmadıkça İlk Krallık Tarihi kapsam dışında tutulmuş, sadece kurumların tarihinin incelenmesinde bütünlük sağlanması gerektiğinde değinilmiştir. Çalışma boyunca öncelikle birincil kaynaklar değerlendirilmiş, bununla birlikte disiplinler arası çalışmalardan ve günümüz bakış açısını ortaya koyabilmek adına modern araştırma eserlerden faydalanılmıştır. Benzeri ya da daha spesifik konularda yeni araştırmalar için İngilizce ve Fransızca gibi modern Batı dilleri haricinde Arapçanın yanı sıra Latince ve Eski Fransızcaya da hâkim olunmasının gerekliliği anlaşılmıştır. Çalışmanın sonucunda Müslüman ve Türk nefretiyle yola çıkan haçlı topluluklarının bulundukları coğrafyada varlıklarını devam ettirebilmek için bir arada yaşama kültürüne uyum sağladıkları, ülkelerindeki kurumları geldikleri topraklarda karşılarında bulduklarıyla sentezledikleri, başta insan gücü ihtiyacı olmak üzere kronik ihtiyaçlarını giderme arayışıyla çözümler ürettikleri ortaya konulmuştur. Bununla birlikte papalığın bölgede güçlü bir devletten ziyade kendisine bağımlı bir devlet politikası gütmesi, bu nedenle Krallık'ın tüm işlerine müdahil olmasıyla ve ülke içindeki güç gruplarının kendi çıkarlarını öncelemesiyle yönetimin kırılgan hale geldiği ve çöküşün kaçınılmaz olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte Kudüs Krallığı çok sayıda farklı kültürün bir şekilde bir arada yaşaması, şiddetli askeri baskıya rağmen ticaretin ve kültürler arası etkileşimin devam etmesiyle kayda değer bir örnek olarak tarihte yerini almıştır.