Ebû Hayyan ve İzzet Derveze’nin Tefsir Metotlarının Mukayesesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Temel İslam Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜNYAMİN ATABAŞ

Danışman: Abdullah Aygün

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hicrî sekizinci yüzyıl müfessirlerinden Endülüs'te dünyaya gelen ilim öğrenme ve öğretme amacıyla pek çok ülke ve beldeye ilmî seyahatlerde bulunan, eserleriyle çok velûd bir kişilik olarak tanınan Ebû Hayyân'ın en önemli eseri şüphesiz dil ağırlıklı, dirâyet yöntemiyle yazılan el-Bahrü'l-muhît adlı tefsiridir. Bu eser, dini ve siyasi olarak bütün dünyayı etkileyen bir bölge olan Ortadoğu ve Filistin'de yaşayan ve aksiyoner bir kimliğe, çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Muhammed İzzet Derveze'nin nüzûl sırasına göre kaleme aldığı et-Tefsîrü'l-hadîs adlı tefsiriyle metot açısından mukayese edilmiştir. Klasik ve modern döneme ait iki eserin karşılaştırılmasıyla her iki dönemdeki tefsirin farkları ve benzerlikleri ortaya çıkarılmıştır. Böylece tefsir yazıcılığının zamanla gelişimi görülmeye çalışılmıştır. Her iki müfessirin tefsir yaklaşımları rivâyet, dirâyet ve Kur'ân ilimleri bakımından üç bölüm halinde karşılaştırılarak incelenmeye çalışılmıştır. Aralarında yaklaşık yedi asır geçmiş olan müelliflerin tefsir metotlarındaki benzerlikler ve farklılıkların neler olduğu tespit edilmeye gayret edilmiştir. Ebû Hayyân ve Derveze, tefsirlerinde ağırlıklı olarak dirâyet yöntemini kullandıkları bilinmekle beraber rivâyetlere de çokça başvurdukları ve eserlerinde kullandıkları görülmüştür. Her iki müfessirin kullandığı yöntemlerde benzerlikler var olduğu gibi farklılıklar da görülmüştür. Ebû Hayyân'ın tefsir yönteminde temel özelliğinin dil ve gramer ağırlıklı olduğu ve kıraatlere çok yer verildiği anlaşılmıştır. Derveze'nin yönteminde ise nüzûl sırasını dikkate aldığı, siyer ve hadis bilgilerine daha fazla yer verdiği, Kur'ân'ın ana ilkelerini, temel mesajlarını tespit edip tefsirini bu ilkeler çerçevesinde yazdığı görülmüştür. Çağdaş bir müfessir olarak asrının meselelerine yeni yaklaşımlar sergilediği anlaşılmıştır.